Maria Montessori

1870 yılında İtalya’da doğdu. Babasının karşı çıkmasına rağmen, Papa’nın desteğini alarak, tıp fakültesine giden ilk kız öğrenci, ardından da ilk kadın tıp doktoru oldu. Roma Üniversitesi psikiyatri kliniğinde devam ettiği bir araştırma programı kapsamında, çocuk yetiştirme yurtlarına ziyaretlerde bulundu. Çocukların duyusal uyarıcı yoksunluğu çektiğini gözlemledi. 1901’de görevinden ayrılarak üniverisitede eğitim felsefesi ve antropoloji okudu. Zihinsel engellilerin eğitimi konusunda aradığı bilgileri Itard ve Seguin’in çalışmalarında bulur ve bu çalışmaları temel alarak kendi yöntemini geliştirdi. 1907’de ilk Casa dei Bambini/ Çocuklar  Evi’ni açtı. 1912’de ABD’de The Montessori Method ismiyle yayınlanan kitabı bestseller oldu!


Casa dei Bambini'deki gözlemleri Maria Montessori’ye

- çocukların, ödül, ceza, yetişkinler tarafından programlanmış eğitim, oyuncaklar, şekerlemeler, öğretmen masası ve toplu derslerden hoşlanmadıklarını;

- özgür seçimden, hatalarını kenedilerinin denetlemelerinden, hareket etmekten, sessizlikten, kendileri tarafından kurulan sosyal ilişkilerden, düzenli ve temiz bir çevreden, sınırları belli olan özgürlükten, alışmaların tekrarından hoşlandıklarını fark ettirdi.


Montessori Felsefesi

Montessori felsefesinin temelinde çocuğun bir "birey" olduğu kabulü vardır. Çocuk, aciz bir canlı değildir. 


"Kendim yapabilmem için bana yardım et!" bu felsefenin en temel cümlelerinden birisidir. Çocuğa, kendi deneyimlerini gerçekleştirmesi için fırsat tanınır, ortam hazır edilir.


Montessori felsefesinde "hazırlanmış ortam" çocuğun düzen (sense of order) ihtiyacına, çocukların sahip olduğu "iç düzen"e hizmet eder.Felsefeye bağlı olarak fiziksel ortamın hazırlığı önem taşır. ortamda göz yorucu, fazla olabilecek malzemeye yer verilmemesi, renk uyumuna ve estetiğe dikkat edilmesi, malzemenin temiz olması önemlidir.Çocukların, bir yetişkine ihtiyaç duymadan işlerini yapabilecekleri bir ortam içinde olması, her şeyin ulaşabilecekleri yükseklikte, göz hizasında bulunması gereklidir.


Hazırlanan bir çevrede çocuk, Maria Montessori’nin geliştirdiği öğretici materyallerle kendi deneyimlerini gerçekleştirir ve bu süreçte yetişkin çocuğa saygılı bir biçimde refakat eder. 


Montessori'de çocuğun hareket özgürlüğü vardır. Hareket etmek, çocuğun büyümesi için en önemli ihtiyaçtır ve bu şekilde çocuk kendi bedenini tanır, beden ve zihin kontrolünü gerçekleştirebilir. 


Montessori eğitiminde uygulanan özgürlük sınırsız, başı boş bir özgürlük değildir. Çocuklar çalışmak istedikleri materyali, kişileri, çalışmak istedikleri yeri ve çalışmak istedikleri süreyi özgürce seçerler.


Deneyimlediği çalışmanın süresinin bir kısıtı yoktur, önemli olan sonuç ya da ortaya bir ürün çıkarması değil, süreçte deneyimledikleri ve o sürecin ona yaşattığı keyiftir.


El, Montessori felsefesinde temel araçtır. Maria Montessori, "eline vermediğin şeyi zihnine koyamazsın!" diyerek dokunmanın beyin için önemini vurgulamıştır. 

Montessori'nin kilit sözcükleri

  • hazırlanmış ortam
  • hassas dönem
  • emici zihin
  • saygı
  • barış
  • konsantrasyon
  • sadelik
  • netlik
  • süreç odaklılık
  • özgürlük
  • pozitif disiplin
  • bütünsellik